Ne sabahı göreyim ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları. Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim; Örtün üstüme örtün, serin karanlıkları.

20.03.2025 1 görüntülenme Son güncelleme: 23.03.2025

Hayatın karmaşası içinde bazen öyle anlar gelir ki, her şeyden uzaklaşmak, sessizliğe gömülmek ve karanlığın kucağına sığınmak isteriz. Tıpkı Ahmet Haşim'in dizelerinde olduğu gibi, "Ne sabahı göreyim ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları. Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim; Örtün üstüme örtün, serin karanlıkları," diye feryat edercesine, karanlık bir sığınak ararız. Bu his, modern yaşamın getirdiği yoğun stres, kaygılar ve beklentilerle baş etme çabasının bir sonucu olabilir.

Karanlığın Cazibesi: Neden Sığınmak İsteriz?

Yoğun iş temposu, sosyal medya baskısı, gelecek kaygısı... Tüm bunlar zihnimizi sürekli meşgul ederken, bir an olsun rahatlama fırsatı bulamıyoruz. İşte tam da bu noktada, karanlık bir kaçış yolu olarak beliriyor. Karanlık, dış dünyanın gürültüsünü keserek iç sesimizi duymamıza olanak tanır. Sessizlik ve dinginlik, zihnimizi dinlendirmek ve duygusal olarak yenilenmek için bize bir fırsat sunar. Tıpkı bir uyku gibi, karanlık da bir nevi 'reset' tuşu görevi görür ve bizi yeni bir güne hazırlar.

Bazen de, karanlık, yaşadığımız acıların, hayal kırıklıklarının ve travmaların bir yansıması olabilir. Kendimizi dünyaya kapatmak, dış dünyayla olan bağımızı koparmak ve içimize dönmek isteriz. Bu, bir tür savunma mekanizmasıdır. Kendimizi korumak, iyileşmek ve yeniden güçlenmek için ihtiyaç duyduğumuz bir süreç olabilir.

Karanlıkla Yüzleşmek: Işığa Dönüş

Ancak unutmamalıyız ki, karanlık sonsuz bir sığınak değildir. Uzun süreli karanlığa gömülmek, depresyon, yalnızlık ve umutsuzluk gibi olumsuz duyguları tetikleyebilir. Önemli olan, karanlığın bize sunduğu dinlenme ve yenilenme fırsatını kullanmak, ardından tekrar ışığa dönmektir. Tıpkı doğanın döngüsü gibi, hayat da inişler ve çıkışlarla doludur. Karanlık bir dönemden geçtikten sonra, tekrar aydınlığa kavuşmak ve yeni bir başlangıç yapmak mümkündür.

Peki, karanlıktan nasıl kurtuluruz? Öncelikle, yaşadığımız duyguları kabul etmek ve onlarla yüzleşmek önemlidir. Profesyonel yardım almak, sevdiklerimizle konuşmak, hobilerimize zaman ayırmak ve doğayla iç içe olmak, karanlıktan çıkmamıza yardımcı olabilir. Unutmayalım ki, her karanlığın bir sonu vardır ve her zaman bir umut ışığı vardır.

Ahmet Haşim'in dizeleri, bazen hepimizin hissettiği o derin melankoliyi ve karanlığa duyulan özlemi yansıtırken, aynı zamanda bu duygularla başa çıkmanın ve yeniden hayata tutunmanın önemini de hatırlatıyor. Karanlık bir moladır, sonsuz bir hapis değil.